seferi: TEKEL ÇADIRKENTİ
“acıları aş eyledik, bir dilimi beş eyledik”
birkaç dostla birlikte otostopla ulaştığım TEKEL ÇADIRKENTİ’nde geçirdiğim günler boyunca çadırlara ve çevre sokak-caddelere kimi görseller uyguladım. ayrıca işçilerin istekleri doğrultusunda tabelalar, pankartlar yazdım, desenler çizdim. bunların büyük kısmını görüntülemem mümkün olmadı. görüntüleyebildiklerimi paylaşırken, şu anektodları da kenara iliştirme ihtiyacı duydum;
antep’ten iş bulma ümidiyle ankara’ya gelen, işsiz ve parasız kalınca tekel çadırkenti’nde yaşamaya ve ayakkabı boyacılığı yapmaya başlayan nurettin dayı’nın elimdeki boya lekelerini görünce “senle meslektaşız, sen de boyuyon, ben de boyuyom” diyerek gülmesi;
ölen işçi hamdullah uysal’ın portresini yaparken başka bir işçinin yanıma yaklaşıp “sanki rahmetli hamdullah bize ‘yılmayın yılmayın’ diye bağırıyor gibime geldi, eline sağlık” demesi;
başkan’ın -başkanı bilenler bilir- miting otobüsünden mikrofonla “hepimiz kemal sunal’ız!” diye bağırması;
gece nöbeti, ağır is ve çorap kokusu, yemek kuyruğu, çay kuyruğu, halaylar, coşkular ve yıkımlar…
gümüşhacıköy’e ve 1971’e selam olsun!
bu mesaj başladığı gibi bir alıntıyla sona eriyor;
“kelimeler böler, eylem birleştirir”
parça tesirli
08.03.10